İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde Bir Sır Gibi Saklanan Heykelin Tarihi…

Van’ın güney doğusunda yer alan antik kent, eski adıyla "Tuşpa" yeni adı ile Toprak Kale’de arkeolojik kazılar yapılırken inanılmaz bir heykel bulunuyor. Yaklaşık 3000 yıl öncesine ait olması şaşkınlık sebebiydi fakat asıl insanların inanamadığı şey; heykelin bir astronot ya da bir uzaylıya ait olduğuydu. O dönemde böyle bir heykelin yapılmasının imkansız olduğu öne sürüldü ve bunun aslında 25 yıllık olduğu iddia edildi…  Hikayenin detayları çok çok önemli, gelin bu konuyu masaya yatıralım:

Kazı sırasında bulunan heykel İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne teslim edilir. Van’da bulunan heykel duyulunca Türkiye’de yayınlanan “Bilinmeyen”dergisine konu olur. Basın bu konularla her zaman olduğu gibi pek ilgilenmez fakat olay Alman basınında geniş yer alır. Bu konu, Dünyaca ünlü Alman Sümerolog Zecharia Sitchin’in ("DünyaTarihçesi" adlı kitap serisiyle tanınmış, Yahudi asıllı bilim adamı, sümerologdur. Çivi yazısı dışında hiç bilinmeyen "ölü diller"konusunda da çalışmaları vardır. Wikipedia) dikkatini çeker.

Alman dergisi Magazin 2000,İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde heykelin sergilenmediğini öğrenir ve müzeyi arar,heykelin neden sergilenmediğini sorar; gelen yanıt enteresan: “Heykel,ait olduğu dönemin tarzını yansıtmıyor, bir uzay kapsülünü andırıyor olsa da elbette o zaman böyle şeyler yoktu. Dolaysıyla heykelin sahte olduğunu düşünüyoruz...”

“Urartular” döneminden (M.Ö. 859-612) kaldığı düşünülen bu heykel ile ilgilenen Zecharia Sitchin, bu cevaptan sonra iyice meraklanır ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne gelir. Dönemin arkeoloji müzesi müdürü "Dr. Alpay Pasinli" ile görüşür; Pasinli, heykelin sahte olduğunda ısrarcıdır. Alçı bir kalıba dökülerek meydana gelmiş olduğunu bile iddia eder. Sitchin, heykeli incelediğinde “buna alçı diyerek sahte olduğunu söylüyorsunuz ama öyleyse kalıbın birleşme çizgisi nerede?” Diye sorar.

Müdür: “hafif bir malzeme; alçı ve mermer tozu ile yapılmış olmalı. Muhtemelen bir şakacının işidir.” Der.

Sitchin: “küçük heykelcikler yumuşak kayalardan yapılması normal ama sert taştan küçük heykel yapılması imkansızdır. Ben buna benzer yüzlerce heykel gördüm” diyerek ona karşı çıkar. Müdür maalesef bu işin sorumluluğunu almak istemez ve diğer örnekleri görmeden de bu heykeli sergileyemeyeceğini kendisine ifade eder. Buna karşılık Sitchin: “Bunun bir örneği Meksika’da var ve size resimlerini göndereceğim ayrıca şunu eklemeliyim: Elinizde Giza Piramitlerinden bile değerli bir heykel var, bunu görmek için yüz binlerce insan İstanbul’a gelir ama siz saklamayı tercih ediyorsunuz.”der.

Dökümanlar hızlıca müdür Pasinli’ye gönderilmiştir ve Müdür sonunda ikna olur. Ekim 1977’de heykel, müzede sergilenmeye başlamıştır.

Dr. Alpay Pasinli’den sonra yerine atanan Müze Müdürü “Halil Özek” tekrar heykeli sergiden kaldırır. Ona göre de Urartular dönemine ait böyle bir heykel asla olamaz. Karbon testinin neden yapılmadığı da ayrı bir merak konusu…

Heykelden bahsetmek gerekirse: uzunluğu:22 cm, yüksekliği 8cm, genişliği 7,5 cm dir. Heykelde; Beşli motor yapısı, kabin ve bir astronot vardır. Biz de çıkan modelinde astronotun kafası kopmuştur ama Meksika’da bulunan aynı heykelde astronot resimde görüldüğü gibi tamdır. Tek kişilik ve konik olarak tasarlanmıştır. Astronot ya da uzaylı heykelde elleri kontrol mekanizmasında olan astronotun oturuş biçimi şimdi ki astronotların kabinde oturuş biçimleriyle aynıdır. Bu oturuş biçiminin avantajı, karın kaslarının sıkıştırarak merkez kaç ivmesinin oluşturacağı bayılmaları önlemektir.

Hala sergilenmeyen bu heykelin, karbon testi yaptırılıp iddialara son verilmesi gerekmektedir. Ayrıca  Meksika’da aynısı bulunmuş olan ve bizce de “gerçek”olan bu heykelin ivedilikle müzede sergilenmesi gerek.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları